« Yeşil Mercimekli Bulgur Pilavı | Ana Sayfa | Brüksel Lahanası »

Küresel düşün, yöresel ye...tabii yiyebilirsen...

Dünyada, ticaret payı en yüksek olan meyve muz. Yıllık tüketim miktarı 90 milyon tona yakın. Bu da yıllık  700 milyar adet muza denk geliyor ki bu esnada şaşkınlık ıslığı çalmadan edemiyorum. Dünyada en çok muz yetiştiren ülkeler: Guatemala, El Salvador, Nikaragua, Honduras, Costa Rica, Kolombiya ve Eguador. Bu ülkelerde Monokültür (Monokültür: Sürekli aynı türde ve çeşitte ürünün yetiştirimesi)  tarım yapıldığı için, meyveler hastalıklara ve zararlılara duyarlı. Bu sebepten devamlı ilaçlanıyorlar. Uçaklarla mütemadiyen yapılan ilaçlamalar sırasında işçiler, muz bahçelerinin içinde oluyor.  Costa Rica'da 10.000 işçinin bu yüzden kısırlaştığı biliniyor.  Yılda hektar başına yapılan  40 kilo ilaçlama - ki bu Avrupa ülkelerinde yapılan ilaçlama miktarının 10 katı - sadece işçilere değil bu meyveyi tüketenlere de zararlı. Hatta bu yüzden, ilaç kalıntılarının en çok toplandığı yer olan meyvenin baş ve uç bölümlerinin yenmemesi tavsiye ediliyor.


Avrupa Topluluğu 1993 yılında Güney ve Orta Amerika ülkelerinden muz ithalini düzenlemiş. Buna göre AB ülkelerine ithal edilecek muz en az 14 cm boyunda ve 27 mm çapında oluyor. Muz tam olgunlaşmadan toplanıyor ve Güney Amerika ülkelerinden Avrupa' ya gelirken yolda, ya da Avrupa' ya geldikten sonra depolarda "etilen" gazı verilerek olgunlaştırılıyor. Bir muz meyvesi toplandıktan sonra ortalama 6.500 kilometre yol geliyor ve yaklaşık 1 ay sonra tüketiliyor.
Dünyadaki muz üretimi üç şirketin elinde. Bunlardan biri de manavlarda, marketlerde gördüğümüz (çikita) Chiquita' nın üreticisi UNITED BRANDS Co. Bu şirketlerin saymaya üşendiğim, onlarca korkunç işleri var. - ki merak edenler bu linki tıklayarak detayları öğrenebilirler.
Muz, Türkiye'ye 1870 yılında süs bitkisi olarak getiriliyor. 1930'lardan 1980'li yıllara kadar ticari olarak Güney Çin kökenli LADY FINGER türü muzların  üretimi yapılıyor. !984'ten sonra yapılan muz ithalatıyla birlikte ortalıkta CAVENDISH türü tatsız tutsuz muzlar görülmeye başlıyor ve Türkiye'deki üretim darbe yiyor.
Bunca yazıdan sonra, kör göze parmak misali bir muzlu kek tarifi veriyorum. Bizim yerli Anamur muzlarından bulup, çok olgunlaşıp, kararmaya başlayanlarından şöyle güzel bir kek yapmak isteyenler için;

Muzlu Kek

Breakfast  Lunch  Tea - Rose Bakery

Malzemeler: 8 kişilik

1 cup = 250 ml. lik su bardağı

1 tsp = 1 tatlı kaşığı

  • 150 gr. tuzsuz tereyağı, oda sıcaklığında yumuşamış ve artı olarak, kalıbı yağlamak için ekstra yağ
  • 180 gr. toz şeker ( yaklaşık 1 cup)
  • 3 adet yumurta
  • 3 adet olgun muz  püre yapılmış (toplam: 350 gr. civarında)
  • 110 ml. kefir  ( veya buttermilk) veya yarı yarıya yoğurt ve süt karışımı
  • 1  tatlı kaşığı (tepeleme) karbonat
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 350 gr. (2 +1/3 cup) un, elenmiş
  • 1 tatlı kaşığı tarçın (opsiyonel, arzu edenler ekleyebilir.)
  • 100 gr. (1 cup) iri doğranmış ceviz (Cevizi havanda dövünce, çoğunlukla toz haline dönüşüyor. Bu tarifte bıçakla doğramayı tercih ediyoruz.)

Tarif:

  1. Fırını 180 derece (Turbo fırınlarda: 160 derece) ısıtın.
  2. 25 cm. çapında kelepçeli bir kek kalıbının yanlarını bir miktar yumuşak tereyağıyla yağlayın. Dibine fırın kağıdı serin.
  3. Bir karıştırma kabında tereyağını ve şekeri yumuşayıp, krema haline gelene kadar el mikseriyle çırpın.
  4. Teker teker yumurtaları ekleyin. Her defasında mikserle karıştırmaya devam edin.
  5. Püre yapılmış muzu ve kefiri ekleyin.
  6. Ardından,  karbonatı, tuzu, tarçını ve unu ekleyin. Son olarak cevizi ekleyin ve hepsini iyice karıştırın.
  7. Karışımı, hazırladığınız kalıba dökün. Fırının orta rafında 45-55 dakika arası pişirin. Kekin ortasına temiz bir bıçak saplayarak, pişip pişmediğini anlayabilirsiniz.
  8. Pişen keki fırından çıkarın ve ılıyına kadar bekleyin. Daha sonra kalıptan çıkarın ve servis yapın.

Yorumlar

Her fırsatta evcini tariflerini denemeye çalışıyorum.Cuma günü de muzlu kek tarifini denedim.Kendimce biraz hafiflettim:1 bardak unu tam tahıllı,kefiri light kullandım,tereyağını yar yarıya azaltıp fındık yağı ekledim ve muzla çok bağdaştırıyorum ceviz yerine fındık ekledim.En üstüne de tarçın,çok az esmer şeker,fındık karışımı serptim,fırına verdim.Durdukça güzelleşen,güzel kıvamlı bir kek oldu.

yasemin, pazarda dağ keki vardı. Sanırım onun esas adı kara kekik.

ayrancıda yenı kurulan ekolojk pazarda dag kekıgı var mıdır acaba??:)

Bilgiler için çok teşekkürler. Bu konuda umarım herkesin gözü açılır. Toplanan bir meyvenin bir ay sonra tüketilmesi düşününce gerçekten korkunç.

Meraklilarina arastirdim anamur muzunu www.anamurmuzu.com dan siparis edebilirsiniz 3 gun icinde kapinizda.

selam evcini :)
Ellerine sağlık yine çok güzel bir tarif ve yazı hazırlamışsın.
Ben bir gıda müh. olduğum için bu tarım ürünlerinin ilaçlanması konusunda çok daha fazla bilgiye sahibim ve Türkiye de bu konuda çok vahim durumda maalesef. Bunun en büyük nedeni de çiftçilerimizin ve gıda sektöründe çalışanlarımızın yeterli bilgiye sahip olmaması.- Öyleki bazı çiftçiler ürünlerine hiç faydası olmayan ilaçları kullanabiliyor, bilinçsizce- Bizlerinde maalesef evimizde laboratuvarımız olmadığı için aldığımız her ürünü kontrol edemiyoruz. Piyasadaki ürünlerin ne kadarı pazara sunulmadan önce gerekli testleri yapılmış oluyor bilemiyorum !

paylaştığınız bilgiler için teşekkürler..verdiğiniz linki de okuyunca bundan böyle chiquita muz almamaya kararlıyım, yoksa uzandığım her muzda bir çift sömürülmüş, haksızlığa uğramış ve uğramakta olan ama çaresiz gözle gözgöze geleceğim..keşke anamur muzuna ulaşmanın kolay bir yolu olsa, keşke yabancı muza talep düşse ya da kota konsa..pek çok tarifinizi denedim ve çok zevkle takip ediyorum sizi, ama sanırım bu keki yapamayacağım:( (inanmayacaksınız ama az sonra yapacağım alışveriş listesindeki muzun üzerini çizdim)

sevgili cin, yani hakkaten goze parmak sokmak gibi olmus.. ben zaten oldum bittim yerli muzu daha cok severim demekki bunda bi hayir varmis :) baksan en azindan minimum zehir :) ellerine saglik!

Ellerine sağlık nefis tarifin için. Artık anamur muzunu bulmamızın güçleşmesinin nedenlerinden biride maalesef anamurdaki çiftçilerinde karlı olduğu gerekçesiyle çikita yetiştirmeye başlamasıdır. 4 senedir yaptığım anamur gezilerinde her sene dahada artmış olarak bulduğum sera miktarı anamurun iklimini değiştirmeye başlamış, sıcaklık artmış ve seralarda yapılan ilaçlama ve depolarda yapılan muz sarartma işlemlerinden dolayı anamurdaki kanser oranı ise hızla yükselmeye devam etmektedir. Halbuki anamur sadece muz değil yerfıstığı ve yerli çilek üretimi açısından da en önemli bölgelerimizden birisidir. İlk önce çiftçilerimizin bilinçlendirilmesi en akıllı çözüm yöntemi olarak çıkıyor yine karşımıza...
Sağlıkla kalın..

evcini,yazındakı dogruları bildiğimden uzun zamandır muz alamadım çünkü yerli muz bulamıyorum halbukı en sevdıgım meyvadır.nereye kaçsak,ne yapsak bilmem..insanların ruhları bozulmaya başladığından bu yana meyva,sebze vs.hersey bozulmaya basladı..herseyın ucu ''ahlak'a'' gelip dayanıyor....Paylaştıgın faydalı bılgıler için çok tesekkurler....ellerıne saglık..eger yerlı muz bulursam yapacağım:))sevgılerımle..

insan artık yediğinden içtiğinden bile şüphe duymaya başladı. böyle şeyler okudukça allah bize ne kadar kuvvetli bir bünye vermiş diye düşünüyorum. ne idüğü belirsiz o kadar çok şey yiyip içiyoruzki. bir de neden bu kadar çok kanser arttı diye söyleniyorlar.

muzlu keki en kısa zamanda deneyeceğim. kolay bir tarife benziyor.

kadincablog.blogspot.com

bu ekim ayında Alanya-Antalya arasında yerli muz satılıyordu. Ankara'da fazla göremediğim için bol miktarda aldık ve yedik.kilosu 1.5-2 YTL arasında satılıyordu ve çok lezzetliydi. ama aldıktan sonra 2-3 gün içinde sararmaya ve kararmaya başladılar. hemen tüketilmesi gerekiyor. kek çok güzel olmuş, eline sağlık!
sevgiler
gorki

Cancan, opsiyonel optionel'in dilimizde söyleniş hali ama haklısın. Türkçe bir kelime sayılıyor mu, emin değilim doğrusu.
ycurl, merhaba:) Anamur muzlarını ortalıkta görmüyoruz. Heryer lezzetsiz ithal muzla dolu. Buna rağmen Anamurlu çiftçiler hala muz tarımı yapıyorlar. İthal muza kota konmasını istiyorlar ama o korkunç şirketlere kimse karşı çıkamıyor sanırım.
Fakat bizim muz çifçilerini de, "çağın getirdikleri" diye yalnış bir düşünceyle etkiliyorlar galiba, çünkü labaratuvar ortamında, doku kültürüyle yetiştirilen yeni muz çeşitleri üretip, muzu sarartmak için de etilen gazı falan kullanıyorlarmış.
Semiramis, sağol beni uyandırdığın için:) Mantarda, bu kadar çok ilaçlama olmasına şaşırdım. Kaçacak yer yok, kalmadı. Birinden kurtulsan, diğerine bulaşıyorsun.
Hacer, hemen bir bağ bahçe almak kesinlikle gerekiyor. Benim de hayalim bu.

ben artık gitmek istiyorum bu şehirden kalabalıktan ve pislikten sıkıldım.Keşke kendi meyve ve sebzelerimi katkısız ilaçsız buyutebileceğim bir bahçem olsa ve ben sadece bu işle ilgilensem ve çocuklarımı bu temizlik içinde yetiştirsem.Yediklerimiz bile temiz değilken çocuklarımızı nasıl temız yetiştireceğiz ve temiz bir dünya bıracağız.İnsanların gözünü bu kadar para bürümüşken (oysa kefene 1 lira bile koyamıyacağımızı bildiğimiz halde )benim ümidim kalmadı artık.Ellerine sağlık sevgili ev cini..

direk kekle ilgili yorum bırakarak muzun arkasındaki korkunç hikayeye duyarsız bir odun durumuna düştüm. duyarsız değilim ama çaresizlik insanı görmezden gelmeye zorluyor sanırım. Bu korkunç hikaye öyle çok şeyin arkasında var ki. Özellikle az gelişmiş ülkelerde her ne üretiliyorsa. Oralarda bizim buralarda olanlara ek olarak çalışan insanlar telef oluyor. İlaçlama açısından bir farkımız yok ne yazık. Herşey deli gibi ilaçlanıyor. Mantar üretim işinde çalışmıştım 2 sene. Yapılan ilaçlamaya inanamazsınız. Mantarın bir kabuğu, ucu, başı da yok ki ilacın bir kısmından kurtulasınız. İlaçlama hastalık olsun olmasın mutlaka yapılıyor koruyucu olarak. Bu benim gördüğümdü, görmediklerimin de pek farkı olduğunu sanmıyorum. öyle işte. umutsuzum.

Ben Amerika'ya geldikten sonra muz yemekten nefret eder hale geldim. Plastik bir tadi varmis gibi geliyor o chiquita markali muzlarin. Hadi buraya guney Amerika yakin ama Turkiye'de (Anamur muzu varken hele) bu muzlarin pazar bulmasini anlayamiyorum. O Anamur tarzi muzlara ocati, baby banana ya da lady finger deniyor burada. Ama normal marketlerde degil de genelde degisik ulke urunleri satan marketlerde bulabiliyoruz.(Genellikle Cin marketi. Belki Cin'den Turkiye'ye gelmesinin sebebi Cin'de bunun yaygin olmasi ile alakali) Neyse onemli bir konuya parmak bastin ama artik Turkiye'de muz uretimi yapilmiyordur herhalde. Ithal edilen muzlarin maliyeti uretiminden daha ucuza geliyordur ne de olsa Guney Amerika'nin ucuz tarim isciligi ile yarismak pek olasi degil.

ben de gecenlerde yapmistim muzlu kek, tarif buna cok benziyordu. gercekten nefis oluyor. buzlukta saklamak için de çok başarılı imiş. öyle okumuştum.
Buttermilk yerine yarıya yarıya muz ve süt karışımı yazmışsın. Yoğurt yerine muz mu yazdın acaba dalgınlıkla sevgili evcini?
ellerine sağlık.

Sevgili Evcini,

Ne guzel yazmissiniz, okudum da..bir yorumum var.. opsiyonel Turkce mi? Turkce de bunu yerini tutabilecek kelime yok mu?
Bir aklima gelen, secime bagli vb. olabilir...

Sevgiler..

Siz de yorum yazın...

Yorumlar, moderatör tarafından kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.





    • ev cini


yüksek voltaj


  • Hey yabancı, fotoğrafları ve tarifleri alıp, kendin yapmış gibi yayınlamak düşüncesindeysen bir daha düşün derim. Kimse sana aferin demez. Daha kötüsü sonun böyle olur. Çarpılırsın... Ev Cini © 2004-2012 Her Hakkı Saklıdır.
Powered by TypePad