« Pizza alla Marinara | Ana Sayfa | bıçak... önemli »

Alaçatı Pazarı

Alaçatı pazarı yörenin en ünlü pazarı. Cumartesi günleri kuruluyor ve yiyecek, tabak çanak, kıyafet dahil pek çok şey satılıyor. Pazarın üzerine konan tentelerden, şemsiyelerden sızan güneş ışığının yumuşak aydınlığında bütün sebzeler ve meyveler resim gibi duruyor. Herşey çok taze ve doğal mı doğal. Buralardan şehire dönünce, hala doğru dürüst bir domates görememenin hayal kırıklığını yaşıyorum. Pazar ve kasaba esnafı Alaçatı'nın bu halinden çok memnun,  zamanında  yıktıkları Rum kiliselerini  ve taş evlerini niye yıktıklarını sorguluyorlar. Yürürken şimdi cami olarak kullanılan eski kiliselerden birinin gölgesinde oturmuş ahaliyi görünce, yol sormak üzere yanlarına gittiğimde bahsettiler biraz... Hepsi çakır gözlü ve hoş sohbet insanlar. Benim gitmem lazım demesem, saatlerce konuşurduk. Sizinde yolunuz düşerse, bu güzel insanlarla sohbet etmeden veda etmeyin oralara. Nede olsa Alaçatı'nın gerçek sahibi onlar.

Valla pazara geldim. Beni kim, ne yapsın... sebzemi, meyvemi alır çıkarım demeyin. Pazara kim gelmiş ?  o çok güzel kadın kimmiş ? ve kim, ne giymiş ? gibi konuşmalar yazlıkçılar arasında geçiyor, ona göre... Yada şanım pazarda da yürüsün diyorsanız süslenin efendim. Sizi tutan mı var?

Şu barbunyalarda gözüm kaldı. Bir daha ki sefere çuvallar dolusu yiyecek getireceğim ve kış için donduracağım.

Bu şeftaliler domat şeftali ve  dilimlenmiş halde tabakta tadılmayı bekliyor. Tarafımdan tadıldı ve onaylandı. Tezgahın arkasında çok tatlı, küçük bir oğlan çocuğu vardı ve babasına yardım ediyordu. Çok lezzetliymiş deyince kocaman gülümsedi.

Reyhan, henüz rengi çok dönmemiş. Koku , baş döndürücü. Burada resmi yok ama bir de Girit kabağı diye toparlak kabaklar gördüm. Duyduğuma göre tadı da çok başkaymış. Ondan da alıp dolma yapmaya karar verdim. Öfff ne çok şey yapacağım.

Ayrıca  bir diğer pazar olarak cuma, cumartesi ve pazar günleri Alaçatı'nın meydanında antika pazarı kuruluyor.  Esnafın söylediğine göre İzmir, Ankara ve İstanbul'dan gelen antikacılar eşyalarını sergiliyorlar. Bazıları beğeniyor, bazıları da bu eşyalara bu fiyat çok fazla diyor. En iyisi gidip kendiniz karar verin. Bakmayın onun bunun sözüne.

Yorumlar

Heyyyyoooo, şık kabak çok şık gerçekten. Bulgurotto dün gece tekrar yapıldı. Hatta koca tarafından bulgurotto mu yiyoruz, süperrr...heyecanıyla karşılandı.
Kedili mutfaklar bu haliyle harika, süse püse ihtiyacı yok. Hele o kedi yok mu o kedi. O ne karizma ya...

Ev cini gezildiğinde ev orada ama cin tatildeydi. Derken dönmüş, beni bulmuş, bulgurotto'mdan yapmışşşş. Tijen de bana "check diz blog" haberi atmışşşş. Hemmen check in yapıldı tabii. Bu kız hakiki bir cin. Bir de bu sayfa düzenlenmeleri beni öldürecek. Benim bilgisayar uzmanımın askerden dönsün hele, hepinize göstereceğim gününüzü!!!

Girit kabağı çeşitlemeleri içinden sanki avocadoymuş gibi bir durum da yaratılabiliyor. Güzel de oluyor. Haşlandı, ikiye bölündü. Çekirdekleri atıldı. İçi, kaşık yardımıyla ve kabuklara itina ederekten bir çanağa alındı. Limon, mayonez ve herkesin ağzına göre keyif verici tatlarla karıştı, püre kıvamına geldi. Tekrar kabukların içine doldurulup, hafiften de süslendi üstü başı. İşte buuuu. Adı da Şık Kabak olsun.

Hoşbuldum. Ben de herkesi özledim. Karaburun yazılarınızı merakla bekliyorum çünkü görmediğim halde oraya karşı bir sevgi besliyorum. Hurma zeytininden, enginarından, nergisinden olsa gerek.
Sevgiler

hosgeldin!
özlemistik seni..
alaçati tatlari getirmissin bize, ne güzel ne güzel, bereketi bol olsun sofranin.
tijen

Seçil, tam da dediğin gibi bahçedeki koruklardan eklendi bu yemeğe. mmmm nefis olmuştu. Sen müthiş bir haber verdin bize. Umarım ülkemizin her yerine yayılır. Eskiden yenilenler gibi ilaca boğulmamış, hormonsuz yiyecekler yeriz.
Berna yazdıklarını okudum ve bir hoş oldum. Çıktı alacağım ve bunalımlı günlerimde okuyup kendime geleceğim.
Zeynep, yanlış yapmışsın ev cinleri lamba ovalayınca gelmiyor. Bir bahar temizliği, bir badana-boya temizliği, 30 kişilik bir yemekli davet ve bir su böreği yapıp 3 kere yetiş ev cini deyince yetişiyorlar. Senin de yeni sayfa dizaynın çok hoş olmuş. Benim de içim sayfanı ziyaret ettiğimde açıldı.

Evdeki butun lambalari silip icinden cin ciksin diye beklerken geldin sonunda, hosgeldin sefalar getirdin sevgili evcini.
icim aydinlandi, guzel guzel macro cekimlere , renklere bakinca, biz istanbulda hasret kaliyoruz boyle renklere cogunlukla, pek guzel oluyor fotograflarina bakip, kokularin adeta burnumuza gelmesi. Ellerine saglik.
sevgiyle, zeynep

Ya ev cini. İyi ki varsın sen. Hem güzel anlatıyorsun, hem güzel yemek yapıyorsun, hem de ne bileyim, "biraz özenli yaşamak, ucuzlaştırmadan keyfini çıkarmak mümkün" umuduma katkıda bulunuyorsun. Hoşgeldin.

Berna

Koruk suyuda vardı pazarda tabi eğer sizde, koruk varsa o ayrı o güzelim bamyaları limonla yapmayın, pek güzel olur korukla.
Bir müjdeli haber vereyim size memleketimizin ilk hormonsuz (organik olup olmadığını hatırlamıyorum ama hormonsuz olduğu kesin) sebze meyve pazarı İzmir Balçova'ya kuruluyor. Bundan sonra çeşmeye geçerken uğrarsınız. Darısı başınıza diyorum.
haber yeniasırda link aşağıda
sevgilerimle
http://ya2005.yeniasir.com.tr/08/02/index.php3?kat=ege&sayfa=sar1&bolum=guide

Yok...yok... Deniz, bu şeftaliler, domatesler kötü, acı. Ben öylesine çektim fotoğraflarını işte. Sen üzülme... Eylül ayında herşey daha tatlı ve güzel olacak.

Ama ya! Amaa...Domates seftali! Yapmayin bunu bana. Gecen yil Cundaya varir varmaz, cantalari pansiyona birakip manava dalmam bir oldu, kilolarca domates seftali yedim, bir daha asla bulamayacagimi bildigim icin. Bu yil goz gormeyince gonul katlanir diyordum,az evvel pazardan kaya gibi, korkunc seftaliler aldim (portekiz mali) onlarla nefsimi koreltirim en azindan diyordum ki, resimleri gordum, bittim ben:( Ah ev cini, bunu yapmayacaktin. Belki Eylulde Bozcaada'da bulurum, bir ihtimal. Catlayana kadar yiyecegim bulursam.

Chimera, ha gayret...blog işi çekirdek çıtlamaya benziyor. Bırakmak mümkün değil.
Zeynep, bir zamanlar çevremdeki herkesin Erdek'te bir yazlığı vardı. Ben de ilkokulda okurken gitmiştim ve ilk kez orada aşık olmuştum. Hey gidi günler mi desem? Balıklar ise Çeşmeden itibaren peşimi bırakmadı. Gelip buraya yerleştiler. Eylül olunca giderler nasıl olsa:)
Hera, fotoğraf makinam Nikon coolpix 4300 ama bende değiştirmeyi düşünüyorum. İdealim Fuji Finepix 610 almak.

fotograflar super, renkler müthiş çıkmış
kameranı sorabilir miyim, yenilemeyi düşünüyorum da

ege'deki pazarlar bana hep Erdek'i hatırlatır...Oranın da pazarı çok renkli ve güzel olur....özledimm Erdek'i, pazarı ve bahçe meyvelerini...
hatırlattıkların için teşekkürler...

Not: sitenin üst kısmındaki balıklı logo çok şirin olmuş;)

aynı yerlerden geçmişiz :))
alaçatı nın antika pazarı da çok güzeldir..üşengeçliğimi yenip bende blog sahibi olduğumda fotoları ekleyeceğim inşallah :))

Siz de yorum yazın...

Yorumlar, moderatör tarafından kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.





    • ev cini


yüksek voltaj


  • Hey yabancı, fotoğrafları ve tarifleri alıp, kendin yapmış gibi yayınlamak düşüncesindeysen bir daha düşün derim. Kimse sana aferin demez. Daha kötüsü sonun böyle olur. Çarpılırsın... Ev Cini © 2004-2012 Her Hakkı Saklıdır.
Powered by TypePad