« Yufka nasıl mı yapılır? işte böyle... | Ana Sayfa | Kolay, küçük Nemesis »

Adagio Teas ve dünya çayları

Tea1_copy

Adagio Teas'den istediğim çaylar ve demliğim 15 günde geldi. Kendi verdiğim siparişler de olsa, beklediğim paketleri posta kutusunda görünce hediye almış kadar seviniyorum. Adagio Teas'i Fethiye sayesinde tanıdım ve çok beğendim. Site, değişik çayları sevenler için cennet niteliğinde: 7 farklı katagoride onlarca çay çesidi küçük şirin deneme kutularında ya da daha büyük ölçülerde satılıyor. Daha iyisi dünyanın bir çok yerine teslimat yapmaları.

Tea3_copy

Okuduğuma göre, dünya genelinde 30'un üzerinde çay yetiştiren ülke olmasına rağmen en iyiler sadece 5 ülkeden geliyor. Bunlar Hindistan, Çin, Sri Lanka(Seylan), Japonya ve Tayvan.

Hindistan, dünyanın en büyük çay üreticisi fakat nüfusunun kalabalık olması ve çay içmeyi çok sevmeleri yüzünden üretimlerinin sadece yarısını ihraç edebiliyorlar. Çayları ile ünlü bölgeleri Darjeeling, Assam, Nilgiri; ve buralarda neredeyse bütün siyah çaylar üretiliyor.

Çin, çayın doğduğu yer ve üretim diğer ülkelere göre daha karışık yöntemlerle devam ediyor. Burası ikinci dünya savaşına kadar, dünyanın neredeyse yarısının çay ihtiyacını karşılarken bugün Hindistan'ın arkasında kalmış. Yeşil çay üretimi rekoltelerinin yaklaşık olarak 3'te 2'sini oluşturmakta. En ünlü çayları ise Keemun(siyah), Dragonwell (yeşil) ve Ti Kuan Yin (oolong denilen yeşil ve siyah çay arası, yarı fermante edilmiş bir çay çeşidi.)

Sri Lanka, sömürgecilik zamanında bilinen ismiyle Seylan, dünyanın 3. büyük çay üreticisi. Çay üreticiliğinde 100 yıldan biraz fazla geçmişleri ile yeni sayılıyorlar. En ünlü bölgeleri Dimbula, Uva ve Nuwara Eliya. Seylan'da çay bahçeleri daha çok yerden 900 m. ve 2500 m. arasında bir yükseklikte bulunuyor ve sıcak ve buharlı hava yüzünden, çay bitkisinde her 7-8 günde bir taze yaprak ve tomurcuk oluşuyor. Çaylar genellikle irtifalarına göre sınıflandırılıyorlar ve yüksek irtifada üretilen ürünlere de mükemmel gözü ile bakılıyor.

Japonya, en özel yeşil çayların oldukça büyük üreticisi olmasına rağmen, ülke çapında bir çok çay sevdalısı yüzünden üretiminin çok azını ihrac edebiliyor. Çay, Japonların sanatlarında, tarihlerinde, felsefelerinde ve günlük hayatlarında büyük rol oynuyor. Bilinen en meşhur çayları Sencha, Genmai Cha ve Gyokuro.

Tayvan, üreticiler yoğun olarak oolong denilen ve siyah ve yeşil arasında özellikler taşıyan bir çay yetiştiriyorlar. Damak zevki gelişmiş bir çok kişiye göre oolonglar dünyanın en iyi çayları ve en ünlüleri dark oolongs, jade oolongs ve pouchong.

Tea2_copy

Sipariş verdiğim çaylar içinde bana en ilginç geleni rooibos denen çeşit. Bu çay, Güney Afrika'nın Cedarburg denen bir bölgesinde yetişiyormuş. Daha çok kırmızı çay diye biliniyor. İçine değişik aromalar konarak bir çok çeşidi yaratılmış, ben karamelli rooibos denedim ve içerken hafif bir puro tütünü kokusu aldım.

Ay7_copy

Firma çay kutularının üstüne, kullanılacak suyun derecesini ve  demlenme sürelerini yazmış. Ben, özel demliğe, tavsiye edildiği gibi bir çay kaşığı çay ve 212 derecede kaynamış suyu ekledim, kutuda yazdığı gibi 7 dakika beklettim. Daha sonra demliği bardağın üzerine oturtup, çayın bardağın içine süzülerek akmasını izledim. Akabinde içtim tabii.

Ay8_copy

Bu kullanışlı demlik, benzerlerinin yanındaki yerini aldı. Bu arada hayallerime bir yenisi daha eklendi. Kendime ileride, raflarında sırlı toprak kavanozlar ve teneke kutular içinde dünya çaylarının satıldığı bir dükkan açacağım. Ayrıca içeride isteyenlerin oturup bu çayları tadabilecekleri ve yanında küçük sandviçler, pastalar yiyebilecekleri bir kaç masa olacak. Bir nevi Starbucks...Ooo la la.

Tea_copy

Bu küçük kutudan 10 bardaklık çay çıkıyor ve her bardak için bir çay kaşığı çay yeterli oluyor. Uzun süre demleme yapılmadığı için çayın tadını gayet net hissedebiliyorsunuz. Denemeyi düşündüğüm bir kaç çay çeşidi daha var. Genmai cha (Japonya) ve jasmine pearl (Çin) gibi.

Yorumlar

Adagio'da çesitler gercekten de bas dondurucu duruyor. Ismarlamak için sabırsızlanıyorum.Daha sonra yine cay ısmarladın mı, gumruk sorun oluyor mu ve demlikten memnun kaldın mı diye sormak istiyorum.
Elle dergisi konusunda da tebrikler.
Sen diye hitap etmemin nedeni de blog takip etmenin bir nevi tanışlık duygusu vermesi :)
sevgiler

off süper kaplar ve EvCini eğer açarsan ben hergün uğrarım :))ne de olsa Ankara'dayız; ilk defa Ankara'lı olmanın yararını göreceğim:))

Ufak bir piyasa araştırması yapmış gibi oldum ve aldığım destekler sonucunda bir çay dükkanı açmam farz oldu sanırım:) ama şimdi değil.
Hanife, Çin mahallelerini çok severim. Ne çılgın şeyler vardır orada şimdi. Bardağımın kardeşleri dünyanın dört bir yanına yayılmış. Tıpkı bizim gibi.
Yeşil erik, SB'ye kızılmasının vardır bir hikmeti diyorum artık. WalMart gibi olmuş orası galiba. Allahım sen ülkemizi WalMart'tan koru...
Merail, ben öyle bir dükkana girdiğimde kendimi kaybedebilirim. Umudum dükkan açtığımda gelenlerin de kendini kaybetmesi. Benim gibi bir kaç kişi gelse ihya olurum inan. Seni de beklerim.
Aslı hoş geldin. Özledik seni.
Estelle, dediğin siteye baktım. Çok hoş şeyler var gerçekten. Japonların zerafeti çaylarına da yansımış. Resim gibi, içmeye kıyamazsın. Seviyorum Japonları.
Xtra, hoş geldin, ne iyi ettin de geldin. Hep yemek , hep yemek olmuyor. Biraz da sonrasını düşünmek lazım di mi? Ha...seni ebeledim bu arada:)
Sibel, olur açalım kurtulalım. Bak ben piyasa araştırması yaptım. Bu duruma göre yakında çay kraliçesi olabilirim:)Sen de SB ye rakip ol.


Ev Cinim, sen çaycı aç ben kahveci olsun bitsin bu iş. Ben çay satmam çay isteyeni sana yollarım idare eder gideriz:)) Ben de tahmin edildiği üzere çay değil kahve tiryakisiyim ama bu senin çaylar çok cazip! Birşey farklı olacak da bana cazip gelmeyecek mümkün mü? Şimdi markasını hatırlamıyorum ama güllü çay içmiştim bir kez, yurtdışı fuarından getiren patronum ikram etmişti:) Gülü pek gıda maddesi olarak düşünemediğimden başta tereddütle almıştım fincanı elime ama tadı da kokusu da harikaydı!

Kaç tane oldu yemek blog ve sitesi geziyorum. sonunda karar verdim sizler harikasınız.
bir nevi gurme.
ben ise ağzının tadı bozuk biriyim demek ki yemeğin tadını almak yerine işkembeyi doldurmuşum bunca zamandır.

vaktin olursa bana da uğra. benimkisi rejim günlüğü.

http://iamxtralarge.blogspot.com/

Merhaba Ev Cini! Banada daha bugun yeni cay geldi Adagio'dan. Yasmeinli cayi cok sevdim, yesil Earl Grey mis gibi kokuyor. Cay seversen, www.mightyleaf.com tavsiye ederim. Biraz daha pahali ama cok daha cesitleri var (mesele Japon'dan yesil matcha cayi). Afiyet olsun!

Sevgili ev cini uğramadığım günlerdeki tüm yazılarını okudum, çok faydalandım, ellerin , yüreğin dert görmesin...Çaycı dükkanının müşterileri hazır.

Cay satma fikri cok guzel,yasadigim sehirdede sadece cay satan magazalar var ve o kadar cesit varki sasiriyorsun,mutfak dolabimin bir bolumu ust uste cayla dolu cesit cesit artik almayida yavaslattim..:)herzaman istanbulda her cesit cayin ve kahvenin bulundugu bir magaza acmak istemisimdir,malesef ulkemizde cay cesitti bulmak cok zor,son seneler yesil cay ve cesitleri cikti ve sonunda..Fikriniz cok guzel simdiden musterinizim..:)

"Friends don't let friends drink SB" olmus burada :) Buradaki yerel bir cafe'nin slogani bu, biz de destekliyoruz. Cay dukkanin simdiden hayirli olsun Sevgili Ev Cini!

Nasıl da güzel anlatmışsın evcini. Ağzın, yüreğin dert görmesin:) Ne zamandır gidip bakacağım çin mahellesine. Şart oldu artık bu kadar güzel hikayeden sonra.
Haa unutmadan o bardağın diğer eşide bende:))

Vayy demek sonra fiyatları arttıracaklar. Protesto ederim onları o zaman. Uyanık köfteler desene. Go home SB.
Papazın bağı duruyordu ama kapanacak söylentileri vardı. Paul ise en kazıkların kazığı oldu ve kapandı gitti. Kebap 49 yine süper. Sahibi canım Hamza abi. Kıtır piliç aynı şekilde ve artık kapı önüne de sandalye masa atıyorlar. Her zaman dolu. Kıtır artı sinemalı hafta sonlarımız devam ediyor. Ankara'dan son havadisler böyle işte.

merhaba Çiğdem, hayal kuruyorum işte... Hayal etmek işin yarısıymış mağdem. Demlik bu firmanın(Adagio Teas) sattığı bir aksesuar. Sadece normal çay için değil bitki çayları içinde faydalı bir alet. Demliğin tabanında bir süzgeç ve bir plastik tabana bağlı bilye var. Demliği bardağa oturttuğunda bu bilye biraz havalanıyor ve tam ortasından, çay bardağa süzülüyor. Sitesinde nasıl kullanıldığı gösteriliyor. Oradan bak istersen.
Yakın zamanda hayallerimize kavuşmayı diliyorum.

Hmm, bunlarin bir baska yontemi de bu aslinda. aynen diger buyuk sirketler gibi. fiyati az tutup musteri cekmek, rekabeti oldurmek ve meydanda tek basina kalinca da fiyati artirmak. simdi ben boyle diyorum ama sana kizmiyorum artik; o digerlerine kizmaya basladim. Kizacak yer bulmak zor olmasa gerek.

ne zaman acacaksin cayciyi?

biz ne yapardik oradayken, onu dusundum. 10 sene oldu Ankarasiz kalali gerci ama aklima hep bizim eve gelen arkadaslarimiz geliyor. disari cikmaz, evde demlerdik cayimizi vs. ya da du bakim, arjantin yokusundan sonra sagda kalan bahce neydi, orasi vardi bi. papazin bagi mi? kitap okumak icin uygun degil gerci ama kebap 49'da (bulten sokaktaki), kitir pilicte sonralari da ekmekci Paul'da cok zaman gecirmistik. aklima kimbilir nereler gelmedi simdi. neyse, cok uzattim, alakasiz konuya gecip senin sayfayi da cok doldurdum cin cin.

Merhaba,

Evvvett neden olmasin, dukkan harika olur. Darisi basimiza.

Ingiltere de gormustum boyle kapisinda icerisinde binlerce cay cesidi olan kucuk kafe tarzi dukkanlardan. Mukemmel.

Demlik isini anlamadim, o demlik ozel biryerden mi aliniyor.

Ellerine saglik, siten cok guzel.

Sefgiler
cigdem Karal


Ankara'da bildiğim kadarıyla iki yerde SB var. Biri Bilkent diğeri Arjantin cad. Ben genellikle 2. ye gidiyorum. Şimdi neden gittiğime gelince, arkadaşlarla dışarıda bir yerde oturup kahve içerek sohbet etmek istediğimizde( Türk kahvesinden bahsetmiyorum.) aklımıza bir orası ve bir de Tribeca geliyor. Bu ikisinin kahvelerinden memnunuz. Tunalı ve Arjantin caddesindeki benzeri yerler bana gereksiz pahallı, gereksiz tiki, gereksiz süslü geliyor. Oturup ta sadece kahve içerek, kitap okuyacağım, bir şeyler yazacağım, uzun uzun sohbet edeceğim yerler kısıtlı. Altı üstü kahve içmek istiyorum diye, kafe-restoran havası solumak istemiyorum bazen. Sırf bu yüzden yani...kızma.

O sirket politikalari cok kotu bence, bak beni biktirdilar ben de gitmiyoru. Ben zaten oralarda satilan sade kahveyi pek sevmem, ancak kopuklu sutlusunu severim. Yakinimizda bir baskasi var, kirk yilda bir, birileri bulusmak icin "kahveciye gidelim" derse onu teklif ediyorum.

Bak sana da kizmak uzereyim ama oncelikle bir sebebini anlayayim dedim: Baska bir yerden kahve alinca sana ille de bir sey ye mi diyorlar yoksa SB'den alinca kagit bardakta veriyorlar sen de yoluna gidiyorsun diye mi bir sey yemek zorunda degilsin?

Sahi, Ankara'daki SB nerde? Tunalida herhalde. Kimin yerine actilar?

Fethiye, bu yanyana SB açmaları şirket politikalarıymış. Mesela bir yerde tutmuş bir kafe var diyelim. Yanına bir SB, sonra bir SB daha, maksat kör göze parmak. Herkes buralara gitsin, diğerinin müşterisi azalsın ve hatta kapansın diye. Ama itiraf ediyorum ben ara sıra gidiyorum...dur kızma... Başka yerlerde de bir kahve içtiğimde o parayı veriyorum. Hiç olmazsa yanında bir şey yemek zorunda değilim.

Evlerin cini, tegetten gecen eski komsum; senin bardagin dorduz kardesleri bendekiler! ;) Daha kiramadik. Gerci evde bardak kirilmiyor nedense; coluk cocuk yok diye herhalde.

HalA yazacagim bendekiler hakkindaki fikrimi ama sana kisaca bir daha ismarladiginda "white tea" de ismarla diyecegim!

Cok sevindim gercekten hosunuza gittigine. Sen de isi gucu birak, ac bir cayci lutfen. Yaparsin yanina mis kokulu corekleri, boreklerini de satarsin.

Ulkemize Starbucks'in (SB) acilisina izin verenlere de gidenlere de cok kiziyorum. Turk kahvesi dururken, bir bardak kahveye onca para?! Evet, ben de gitmiyorum SB'a. Halbuki eskiden is - ev arasi 5km ve yolumun uzerinde, isyerindekini de sayarsak, 5 tane SB geciyordum! HayIr, Seattle'da da yasamiyorum. Biktirdilar cidden yakinda SB araba parkinda baska bir SB acacaklar.

Zeynep, Fethiye bize çay dünyasının kapısını gösterdi, biz de girdik değil mi?
ennn büyük Fethiye, başka büyük yok.
Fethiye, bu bardak benim en sevdiğim bardaklardan biri ama tek kaldı. Kardeşi taa oralarda demek.
Deniz, şu oolongları merak ettim doğrusu. Sipariş verdiğim diğer çaylar earl grey idi. misss...misss. Şu kafenin çok müşterisi oluyor mu? İyi ise ben de burada açtığımda batmam herhalde.
Burcu, kesinlikle tavşan kanı Türk çayı olacak dükkanda tabii. Onu herkese ikram edeceğim, müesseseden yani. İlk konuğum da sen oluyorsun. Beklerim:)
Evet kutular çok albenili. MP istersen sadece kutuları da satıyorlarmış. Adamlarda hizmetin sınırı yok.

Cay sevmeyen ben bile senin anlatimindan sonra alsam mi acaba diye dusundum dogrusu, aslinda belki sadece kutulari hosuma gitmistir diye dusunuyorum simdi tekrar fotograflara bakinca.

Kahvede aroma hoşuma gidiyor ama çayda bir türlü alışamadım. Bildiğimiz tavşan kanı çayı hiçbir aromalı çaya değişmem. Yine de sen o dükkanı açarsan sohbetin ve şahane cheesecakelerin için mutlaka uğrarım. Bu arada kutuları çok güzel!

Bu rooibos ile de ask-nefret iliskisi kurmamiz mumkun mu? Ben nefret ediyorum sahsen, (belki okuldaki kahve makinesinden kotu versiyonlarini iciyorumdur) ama hep disciye gitmisim de tarcinli sakiz ile dis olcumu aliyormus gibi geliyor. Oolong sulalesini genelde, soyle guzel bir earl grey'i de kahvaltida icsem, mutlu biri olurum hep.

Bir de aynen dedigin gibi bir dukkan burada, allahin koyunde yani, en yakin zamanda benim gidip arastirmaci gazetecilik yapmam, sonra da resimleri gondermem sart oldu galiba. Endustri casuslugu oluyor da cafe casuslugu niye olmasin?

bende bu caylari Fethiye sayesinde kesfettim, degisik aromasi enfes, su an bu commenti yazarken bile mango cayini iciyorum, sanada afiyet olsun...

afiyet olsun! Ben de artik su caylarin ozetini gecsem derken beraber sen yazmissin. ;)

Yalniz cok iyi; bardaklarimiz da ayni galiba!

heh he...çok güldüm bu araştırmacı gazeteci lafına. Olur...yüzlerce hayal içine onu da sıkıştırırım. Bir de hani Lapsang Souchong dedin ya, onun hakkında bir detayla daha boğayım seni. Yanan çamların üzerindeki bambu sepetlerde kuruturlarmış bu çayın yapraklarını. Ya seversiniz ya nefret edersiniz diyorlar. Bak seeen...e deneyeceğiz artık.

Siz de yorum yazın...

Yorumlar, moderatör tarafından kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.





    • ev cini


yüksek voltaj


  • Hey yabancı, fotoğrafları ve tarifleri alıp, kendin yapmış gibi yayınlamak düşüncesindeysen bir daha düşün derim. Kimse sana aferin demez. Daha kötüsü sonun böyle olur. Çarpılırsın... Ev Cini © 2004-2012 Her Hakkı Saklıdır.
Powered by TypePad