Balık avı yasağının bitmesini dört gözle bekleyen bir kara canlısı olarak, 3 eylül günü kapılarını açan Dalyan Karadeniz balıkçısına doğru seğirttim. Konuyla alakasız olacak ama nedense gördüğüm balıkçıların adı hep dalyanla başlıyor. Eskiden bunların aynı insana ait olduğunu zannediyordum. ASPAVA isimli dürümcüleri de aynı insanın zannettiğim gibi... meğer değilmiş. ASPAVA'nın "Allah, Sağlık, Para, Aşk Afiyet Versin, Amin" kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu söylediler. Biraz zorlama gibi geldi. Belki doğrudur. Doğruymuş:)
Kaldığım yerden devam ediyorum...Benim gittiğim balıkçı iyidir, hoştur. Yasak başlayınca kapanır, bitince açılır. Yani çiftlik balığı satmaz. Her daim kalabalık olduğundan bayat balık bulunmaz. Balığını istediğin gibi ayıklatır, kırmızı soğanını, limonunu, rokanı, yeşilliğini, mısır ununu ve hatta tatlı olarak helvanıda alır, çıkarsın. Nazın çekilir, her zaman ilgilenilir. Mesela bu aralar kum midyesi, kum midyesi diye başlarının etlerini yediğimden, ekim ayında getireceklerine dair söz verdiler. İlk gün, balıklarımı temizlettiğim süre içinde her gelen şükür kavuşturana diye içeri girdi, sizi özledik ya diye devam etti. Ne yalan söyleyeyim ben de özledim, bunda alışkanlığında etkisi var tabii. Bu yüzden bu yaz, başka bir balıkçıya gidip çiftlik balığı bile alamadım...çok sağdığımdır.
Neyse, yasağın bitişi sebebiyle o gün palamut alıp, geçmişte şurada anlattığım gibi yaptım. Bu cuma ise tezgahta istavriti görünce çıtır çıtır kızartıp, kılçığına kadar yemek geldi içimden. Yalnız eve gelince bu balık beni kesmez diye patates dolmasıda yapmaya karar verdim. Bu dolmayı tavuk, et, balık gibi ana yiyeceklerin yanında garnitür olarak yapıyorum. Patatese en yakışan baharat olduğunu düşündüğüm, biberiye ile tadı pek bir güzel oluyor. Tabii balığın yanına yakışan başka bir güzellikte bol limonlu, yeşillikli bir patates salatasıdır... bir de kocaman bir çanak salata...bir de roka...bir de kırmızı soğan...bir de limon...limon deyince ağzım sulandı...anlamadım...balığa limon sıkılmazda ne demek...bir daha duymayayım.
Evimize kocaman, bembeyaz porselen yemek tabakları aldım. İlk yemeğimiz balık ve patates dolması oldu. Tabii bu tabakların bir de sakıncası var. Kocaman tabakta ki yemeği az görüp, ha babam dolduruyorsun. Tehlikeli tabii. Böyle şeyler yapmayalım, yapanları da uyaralım efendim.
Patates Dolması
malzemeler: 2 yada 3 kişilik
- 6 adet orta boy patates
- 2 adet yeşil taze soğan
- 1 tatlı kaşığı kadar biberiye ( taze yada kuru)
- yarım kutu krema (ben Pınar'ın 250ml. lik süt kremasının yarısını kullandım)
- tuz, karabiber
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- yarım su bardağı peynir rendesi ( kaşar, mihaliç, parmesan, İzmir tulumu gibi peynirlerden biri)
tarif:
- patatesleri yıkayın ve kabuklarını bir bıçak yardımıyla soyun. Kaynar su dolu bir tencerede çok fazla yumuşamayacak şekilde 30 dakika kadar haşlayın, süzdürün.
- hafif soğuyunca tepsinin üzerinde düzgün durması için alt tarafından biraz, üst tarafından ise içini oyabileceğiniz genişlikte kesin.
- bir çay kasığı yardımıyla içini dikkatlice oyun.
- bir sos tenceresinde yağı kızdırın. İnce ince doğradığınız taze soğanı yağda hafifçe yumuşatın. Patates içini ve kestiğiniz diğer parçaları tencereye ekleyin ve çatalla ezerek püre haline getirin. Küçük küçük doğradığınız biberiye, tuz, taze öğütülmüş karabiber ve kremayı ekleyip, arkasından hemen rendelenmiş peyniri katın ve ocağın altını kapatın.
- patateslerin dışını ve fırın kabını yağlayın ve iç malzemesini, oyulmuş patateslerin içine eşit miktarda doldurun. 200 derece ısınmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
- servis yaparken üzerini ince ince doğradığınız Frenk soğanı (şiniklav) ile süsleyebilirsiniz.
son 100 yorum