
Benim seneler süren itirazlarıma rağmen, birsüre önce eve DIGITURK bağlandı. İtiraz etmemin birinci sebebi tabii ki bitmek bilmez futbol maçları; ikinci sebebi arka arkaya gösterilen dizilere takılıp iyice televizyonkolik olmaktı. Henüz dizilere batmadım ama Martha Stewart'ı ağzım açık izlemekteyim. Oh be kardeşim!... O nasıl bir stüdyo, nasıl bir ekip? Nasıl bir tabak çanak? Hayır şimdi bu yemek programıysa, bizdekiler ne?
Her neyse... Geçen gün seyrettiğim programlardan birinde, davet edilen konuklardan biri, yemek kitabının tanıtımını yapıyordu. Kitap tamamen yumurtayla yapılan tariflerden oluştuğu için, haliyle Martha yetmişli -atıyorum altmış da olabilir.- yaşlarını süren konuğuna günde kaç yumurta yediğini sordu. O da, günde bir ya da iki yumurta dedi. O sırada aklıma yumurtanın bu aralar iyi çocuk mu, kötü çocuk mu olduğu sorusu geldi. Çünkü bir zamanlar yumurta korkunç bir besindi ve sadece beyazını yemek akıllıca oluyordu. Hatta yetişkinler kollestrollerini yükseltiği için hiç yumurta yemeseler daha iyiydi. Sonradan kollestrolün de o kadar kötü birşey olmadığı çıktı. Bu durumda yumurta aklandı mı?
Hakkında bu tür spekülasyonların döndüğü yumurtanın organik halini marketlerde tek tük görüyorum. Kutularının üstünde organik damgası bulunan bu yumurtalardan mümkün oldukça almaya çalışıyorum çünkü talep artarsa , bir o kadar da organik ürünler artacak ve fiyatları düşecek. Değil mi?
Özellikle pazar kahvaltılarına çok yakışacak bir yumurta pişirme yöntemiyle bu bahsi yavaş yavaş kapatalım. Kişi sayısına göre, ısıya dayanıklı küçük kapların içine yarım tatlı kaşığı krema konur. Kabın yan yüzeyleri ve dibi kremayla sıvanır. Birer dilim füme hindi (Ben Pınar markasının paketli füme hindi göğüslerini kullanıyorum.) elle biraz didilir. Küçük kapların dibine yerleştirilir. Üzerlerine birer organik yumurta kırılır. Yumurtaların üzerine yarım tatlı kaşığı krema ve bir kaç damla sızma zeytinyağı gezdirilir. Birer maydanoz yaprağıyla süslenir. Bu arada yumurta kaselerinin sığacağı bir tencerenin dibine, ikiye katladığınız kağıt havlu serilir. Böylece kaplar tencerenin içinde hareket edip, çok ses çıkarmaz. Tencerenin içine iki parmak kadar su eklenir. (Dikkat: Suyun yüksekliği kapların üçte ikisine gelmeli. Taşıp, yumurtaların içine girmemeli.) Su kaynayınca yumurta kaseleri tencereye yerleştirilir. Tencerenin kapağı kapatılır. Üç veya dört dakika orta ateşte pişirilir. Hazır olan yumurta kaseleri tencereden, elinizi yakmadan çıkarılır. Yanında kızarmış ekmek, tuz ve taze öğütülmüş karabiberle servis yapılır. Bu şekilde ıspanaklı yumurta bile pişirip, sonucundan ziyadesiyle memnun kalmıştım.









son 100 yorum