« Mavi Yeşil Karaburun | Ana Sayfa | Yusufeli'nin güzelim zeytinyağı... »

eski bir dost ve bir kase domates çorbası

Real koridorlarında domates konservesi ararken hoş bir süprizle karşılaştım... Bir çok yerli ve hatta ithal markanın teneke konservelerinin arasında, tertemiz cam şişesiyle albenili duran Rifat Minare soyulmuş domates konservesiyle. Görüntüsü güzeldi fakat, esas isim bana birşeyler hatırlatıyordu. Eve gelince  gugılda araştırdım ve bu ismin nereden aklımda kaldığını hatırladım. Defne Koryürek bahsetmiş Rifat Minare'den. Ekim 2005 tarihinde yazdığı yazıda "Ne markaydı ama" demiş, artık yok diye hayıflanmış.

1927'de Gemlik'te Rifat Minare tarafından kurulan fabrikanın Türkiye için ilklerle dolu bir geçmişi olmuş. Türkiye'nin ilk kurulan konserve fabrikası olan ve 1946 yılında da dünyanın ilk soyulmuş enginar konservesini imal eden Rifat Minare, 1947 yılında Türkiye'nin ilk ihracat yapan markası da olmuş. 2005 yılında modernize edilmeye başlayan fabrika; turşuları, konserveleri, meyve suları, marmelatlarıyla 2007'de tekrar aramızda.
www.rifatminare.com

Domates Çorbası

Genelde unla sağlanan kıvam,  bu çorbada patatesle ve diğer sebzelerle sağlandığı için daha başarılı oluyor. Bir tavsiye de: çorbayı servis yaparken, üzerine kaşar rendesi yerine başka birşey... mesela krema koymanız.  Kaşar,  hem acayip sünüyor hem de üzerine  serpiştirilen  hemen hemen tüm yemeklerin tadını aynı yapıyor... resmen sıradanlaştırıyor.
 

Malzemeler: 4 kişilik

  • 1 adet küçük boy kuru soğan, küp küp doğranmış
  • 1/4 su bardağı (60 ml.) zeytinyağı
  • 1 adet küçük boy patates, rendelenmiş
  • 1 adet küçük boy havuç, rendelenmiş
  • 1 yemek kaşığı küçük küçük doğranmış kereviz sapı veya  rendelenmiş kereviz kökü
  • 3 yaprak fesleğen
  • 800 gr. domates konservesi veya kabukları soyulmuş taze domatesin rendesi
  • 250 ml. kaynar su
  • deniz tuzu ve taze öğütülmüş karabiber

Tarif:

  1. Tencerenin içine yağı ve soğanı koyun. Soğanlar şeffaflaşana kadar kavurun. Rendelediğiniz patatesi, havucu, kerevizi ve fesleğeni ekleyin.  5 dakika kavurun. Domatesleri ekleyin. Domatesler iyice ezilip, koyu bir sos haline gelene kadar orta ateşte pişirin.
  2. Kaynar suyu ekleyin.  Bütün malzeme pişip, kıvamlanana kadar fıkırdatın.  Tuzunu ve biberini ayarlayın. Pişen çorbayı ocaktan alın. El blenderiyle iyice püre haline getirin.
  3. Servis yaparken üzerine bir tatlı kaşığı koyu kıvamlı krema koyun.

Yorumlar

tek kelimeyle patronumuz hakan ve hikmet ve bizimde katkılarımızla süper anlatmak yetmez o tadı almanız lazım........rifat minare

nuriye, domates çorbasını, domates salçasıyla yapmanızı tavsiye etmem. Yoğun bir şekilde salça tadı alırsınız ki bu da hoş olmaz. Yazın taze ve olgun domateslerle, kışın ise yazdan sakladığınız ya da aldığınız konserve domateslerle yapın derim.

çorbada domates salçası kullanacaksak , ne kadar tavsiye edersiniz. Ben domates çorbasını çok seviyorum ,ama bir türlü dışarıda yediklerim gibi yapamıyorum.

selam evcini,
benim merak ettiğim çoğu yemekte kullandiğımiz krema kutularda satılan çiğ krema değil mi? yoksa siz evde krema yapabiliyor musunuz? servis yaparken 1 tatlı kaşığı kremayı kullansam açtığım için geri kalanını da hemen kullanmassam bozulmaz mı?

domates corbaniz benimkinden biraz degisik ama mutlaka deneyecegim...bugun pogaca tarifinizi denedim harika oldu...blogimda sizden bahsettem...tesekkurler

Ilk soyulmus enginar konservesi imalati icin ayrica gurur duydum:)

Defne Hanım, darısı Kanlıkavak ve Kocataş sularının başına:)

nasil guzel bir supriz oldu bu! anlatamam.

:)

merhaba, sadece teşekkür etmek istedim, farklı bir yöntemi paylaşmışsınız ve eminim çok lezzetlidir, ben de deneyeceğim.

Devletşah, ne hoş tesadüf. Belki arkadaşının da katkısı olmuştur, bu yenilemede.
Semiramis, umarım beğenmişsindir. Sevgiler,

süpermiş!! şu anda pişiyor ocakta. yazarım sonucu ayrıca. teşekkürler, gözümüzü gönlümüzü açıyorsun.

Benim ilkokulda arkamda oturan arkadaşımın dedesiydi... Zeytinyağı ile ilgili bir yerleri de vardı. Küçük birşeydi. Derste oraya da gitmiştik.

2 sene önce Defne hanımın o yazısından sonra bizim ara sokaktaki küçük markette biber salçasını bulmuştum. Eski bir dostu bulmuş gibi hissetmiştim. Gerçekten de lezzetlilerdi.

Siz de yorum yazın...

Yorumlar, moderatör tarafından kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır.

takip ediyorum

sevdiğim kitaplar

  • typepad
    Slow Food Devrimi yazar: Carlo Petrini-Gigi Padovani çeviren: Çağrı Ekiz
  • typepad
    Permakültüre Giriş yazar: Bill Mollison çeviren: Egemen Özkan

denediklerim

son 100 yorum





    • ev cini


yüksek voltaj


  • Hey yabancı, fotoğrafları ve tarifleri alıp, kendin yapmış gibi yayınlamak düşüncesindeysen bir daha düşün derim. Kimse sana aferin demez. Daha kötüsü sonun böyle olur. Çarpılırsın... Ev Cini © 2004-2012 Her Hakkı Saklıdır.
Powered by TypePad