Milliyet'in pazar ekinde, pazar olsa da okusam deyip, merakla beklediğim bir yemek yazarı ve restoran eleştirmeni var... Vedat Milor. En son bu kadar merakla beklediğim eleştirmen rahmetli Tuğrul Şavkay'dı. Doğrusu ben, populer ve haliyle kalabalık olduğu için bunda bir keramet vardır denip yere göğe konmamış, yemeklerden ziyade ambiyanstan, kimin gelip gittiğinden bahsedilen, gidilen yerin sahibiyle kurulmuş ahbaplık yüzünden etliye sütlüye karışmayan ve daha çok şişirilmiş övgülerle dolu yazılardan sıkılmıştım. Zaten neredeyse her gazetede en iyi 10 lokanta-restoran haberi varken ve birçok köşe yazarı sevdikleri restoranları, kafeleri anlatıyorken, yemek yazarlarından daha farklı birşeyler beklemekte abes kaçmazdı.
Vedat Milor aynı gazeteye verdiği röportajda; Türkiye'deki yemek yazarlarını nasıl buluyorsunuz? sorusuna şu "Yemeği sevmek bu işin önkoşulu ama bana öyle geliyor ki bu işte biraz eleştirel olmak, "şu bizim eşimiz, dostumuz" demeden, negatif de olsa birtakım yargılara varmak lazım. Burada çok negatif yargılar çıkmıyor. Daha çok tanıtım yazıları gibi oluyor." ve İyi yemek yazarı olmak için gerekenler ne? sorusuna bu cevabı vermiş.
"Tutkunun dışında malzeme kalitesini çok iyi bilmek gerek. İyi bir bostan patlıcanı nasıl farklıdır? Daha iyi balık yumurtası nasıl yapılır? Her zaman şu soruyu soracaksınız: Bu yemek daha mükemmel hale gelebilir mi? Pişme yöntemlerini de bileceksiniz. Ayrıca yeniliklere açık bir beğeninizin olması lazım. Sizin alışkanlıklarınıza göre bir yemek olmasa da onu hemen kötü bulmamalısınız. Ve çok fazla sayıda yerde yiyip içmeniz lazım ki kıyaslayabilesiniz. Yani Mikla'da bir dana yanağı yediğiniz zaman öncesinde en az 15 yerde daha yemiş olmalısınız." Bu arada dana yanağı nedir?
Aslında o yazıda benim önemsediğim başka bir konu var ki niye böyle bir girizgaha ihtiyaç duydum anlaşılsın. Devam edelim.
"Daha sonra tadına baktığımız tagliatelle, kuzu etli ve kurutulmuş porcini mantarlı; içgüveysiden hallice. Eriştenin (tagliatelle) fazla ince ve ev yapımı olması çarşıdan alınma bildiğimiz erişteden daha kaliteli olduğunu göstermiyor. Acaba lokantanın aşçısı İtalyan (ki gittiğimiz gün orada değilmiş) hiç gerçek köy eriştesi yemiş mi?
Ama asıl sorun kuzu etinin makinede çekilmiş kıyma kıvamında ve lezzetsiz olması. Halbuki İtalyanlar çok lezzetli ragu yani baharatlı ve şaraplı kavrulmuş et sosları yaparlar. Bol kullanılmış kurutulmuş porcini de bu yemeği kurtarmamış. Acaba mevsiminde olmayan porcininin kopyası yerine Türkiye'ye has yabani mantarlardan kullanılamaz mı? Tabii bunun için biraz çaba gösterip üreticiye ulaşmak lazım."
http://www.milliyet.com.tr/2006/02/03/pazar/axpaz02.html
http://www.milliyet.com.tr/2006/02/26/pazar/yazmilor.html
Kybele'yi, Pandora (mantarlı mucizeler) sayesinde zaten herkes tanıyor. Kybele'nin kendi web sitesi ve Pandora sayesinde, bu mantarların tanıtıldığı ve yemeklerinin yapıldığı bir blogu var. Biz daha çok kültür mantarını bilsekte, dünyada 40.000 çeşit mantar olduğu söyleniyor. Türkiye yabani mantar çeşidi açısından zengin bir ülke. Kybele ise Türkiye'de yetişen yabani mantarların ana üreticisi. Şimdiye kadar ihracat yapmışlar ama artık ürünlerini taze, kuru ve donmuş olarak her mevsim bulmak mümkün olacak.
Geçen haftalarda Pandora, ürünleri henüz Ankara'da satılmayacağından, bana denemem için bir koli mantarlı mucize gönderdi. İlk etapta, kuru mantarları daha rahat bir zamana saklayıp, hazır mantar soslarını kullanmaya karar verdim. Bunlar makarna sosu ya da mantarlı pizza için taban sosu olarak kullanılabildiği gibi gerektiğinde buzluğunuzdaki milföy hamuruyla beraber lezzetli bir börek haline de dönüşebilir.
Mantar Soslu Börek
malzemeler:2 kişilik (kişi sayısına göre arttırabilirsiniz.)
- 4 adet hazır milföy hamuru
- 4 tatlı kaşığı mantar sos
- rendelenmiş herhangi bir peynir (Mihaliç peyniri, İzmir tulumu, parmesan ya da rokfor)
- taze ya da kuru kekik
tarif:
- Milföyleri buzluktan çıkarın ve 5 dakika kadar oda sıcaklığında bekletin.
- Aşağıda gösterdiğim gibi kesip, katlayın.
- Hamurların ortalarına birer kaşık sostan koyun. Üzerine peynir rendesi ve kekik serpin.
- Önceden 180 derece ısıtılmış fırında 30 dakika pişirin. Kabarıp, kızardığında fırından çıkartın ve servis yapın.





















son 100 yorum